Kaç puanla 4 yıllık kazanılır ?

Tolga

New member
Başarının Peşinde: Bir Puanın Anlamı

Merhaba forumdaşlar,

Birkaç gün önce eski okul arkadaşlarımla bir araya geldik. Konu, üniversite sınavı ve hangi bölümün ne kadar puanla kazanılacağına geldi. Her birimizin hayatına dokunan, hala etkilerini hissettiğimiz o dönemi, gözlerimizdeki o eski parıltıyı tekrar hatırladık. Kimi yüksek puanlarla rahatça üniversiteye geçerken, kimi zorlanarak dilediği okula girebilmişti. Bu sohbetin ardından, bir sorunun cevabını vermek istedim sizlere. Peki, gerçekten kaç puanla 4 yıllık bir üniversite kazanılır?

Siz de bir zamanlar bu yoldan geçtiniz değil mi? Şimdi, küçük bir hikaye ile bu soruya cevap arayacağım. Hikayenin içinde sadece sınavın puanını değil, aslında bir insanın hayatına dokunan süreçleri de bulacaksınız.

Bir Sınavın Ötesinde: İki Farklı Bakış Açısı

Bir zamanlar, bir kasabada yaşayan iki arkadaş vardı: Zeynep ve Ali. Zeynep, tam anlamıyla duyguların insanıydı. Ne olursa olsun, insan ilişkileri ve başkalarının hisleri onun dünyasında her şeyden daha değerliydi. O, sınıfın en duyarlı, empatik ve yardımsever öğrencisiydi. Ali ise, tamamen çözüm odaklı bir insandı. Her konuda mantık ve stratejiyle hareket eder, her şeyin bir çözümü olduğuna inanırdı.

Sınav dönemi geldiğinde, her ikisi de üniversiteye gitmek istiyordu, fakat farklı yolları seçtiler. Zeynep, “Buna nasıl daha iyi hazırlanırım? Herkesin ne hissettiğini anlamalıyım, onların ne yaşadığını bilmeliyim,” diyordu. Her gün öğretmenlerini dinler, ders arkadaşlarının streslerini, korkularını paylaşır, onlara cesaret verirdi. İçindeki kaygılarla boğuşurken bile başkalarına yardımcı olmaktan vazgeçmezdi.

Ali ise duruma tamamen farklı yaklaşıyordu. "Evet, sınav önemli, fakat bunu stratejiyle çözmeliyim. En yüksek puanları nasıl alırım? Nerelerde eksik var, hangi derslerden daha fazla soru çözmeliyim?" diyerek, dersleri planlıyor, sürekli olarak zamanlı testler çözüyor ve her dakikasını verimli bir şekilde kullanıyordu.

Bir Yolda İki İnsan, Farklı Yollar

Sınav günü yaklaşıyordu. Zeynep'in içindeki o stres, adeta ona kucak açarak yaklaşmıştı. Fakat aynı zamanda onun kalbi de umutla doluydu. Ali'nin her zaman söylediklerine kulak veriyor, sınavın bitiminden sonra sonuçlarını düşünmek yerine, tüm gücüyle sınavı sonlandırmaya odaklanıyordu. Onun için sınav, bir yarış değil, kendini keşfetme yolculuğuydu. Ali ise, odak noktasını başarıya odaklamış, her şeyin sadece bir hesap ve strateji meselesi olduğuna inanıyordu.

Bir hafta sonra sonuçlar açıklandı. Ali, elindeki planı mükemmel bir şekilde uygulamış, yüksek puanıyla istediği okula girmeyi başarmıştı. Zeynep ise, hedeflediği gibi istediği üniversiteye yerleşmişti fakat puanı beklediğinden biraz daha düşüktü. Biraz üzgündü, ama bu sadece bir sayıydı ve bir sayının yaşamını tanımlamasına izin veremezdi.

Ali’nin kaygısız, çözüm odaklı yaklaşımı ona başarıyı getirmişti. Zeynep’in empatik ve insan odaklı yaklaşımı ise, hayatına anlam katmıştı. İki arkadaş, sonuçları değerlendirdiğinde, farklı yollarla aynı hedefe varmışlardı.

Sınav Sonrası Hayat: Puanın Arkasında Ne Var?

Şimdi, forumdaşlar, bu hikayeyi paylaşma amacım biraz farklı. Sadece “kaç puanla 4 yıllık kazanılır?” sorusunun cevabını vermek istemiyorum. Hikaye, puanın gerisinde yatan duygusal bir yolu da anlatıyor. Gerçekten önemli olan, sınavın kendisi değil, ona nasıl yaklaşıldığıdır. Zeynep'in empatik bakış açısı, onu sadece sınavla değil, hayatla da daha sağlam bir şekilde başa çıkabilen biri yaptı. Ali’nin stratejik yaklaşımı ise, onu hedefe en hızlı şekilde ulaştıran yolu seçmeye yönlendirdi.

Peki, siz bu yolda nasıl bir yaklaşım sergiliyorsunuz? Bir yandan puanlarınızı stratejik olarak hesaplayıp doğru adımlar atarken, bir yandan da bu süreçte yaşadığınız duygusal zorluklarla nasıl başa çıkıyorsunuz? Forumda her birimizin farklı deneyimleri var. Kimimiz Zeynep gibi başkalarına yardım etmeyi çok severken, kimimiz Ali gibi yalnızca çözüm arayarak ilerlemeyi tercih ediyor. Her bir yol, aslında farklı bir başarıya çıkarıyor.

Sonuç Olarak: Her Yola Saygı!

Sonuçta, sınavlar sadece birer araçtır. Herkesin kendi yolculuğunda ilerleyişi farklıdır. Kimisi en yüksek puanı alarak üniversiteye başlarken, kimisi başkalarına yardımcı olmayı, insanları anlamayı tercih eder. Her iki yol da özünde başarıyı taşır. Belki de önemli olan tek şey, bu süreçte hangi adımları attığınız, neler öğrendiğiniz ve nasıl bir insan olarak çıktığınızdır.

Hikayemin sonuna geldim, ama sizlerin bu konu hakkındaki görüşlerini çok merak ediyorum. Sizin üniversiteye giriş yolculuğunuzda, Zeynep gibi duygusal ve empatik, yoksa Ali gibi mantıklı ve stratejik bir yaklaşım mı vardı? Yorumlarınızı paylaşmanızı dört gözle bekliyorum.
 
Üst