Akşam ezanından sonra koyun kesilir mi ?

Berk

New member
**Akşam Ezanından Sonra Koyun Kesilir Mi? Bir Aile Hikayesi Üzerinden Sosyal Dinamikler Üzerine Düşünceler**

Bir zamanlar, Anadolu'nun köylerinden birinde, herkesin birbirini tanıdığı, günlük hayatın ritminin belirli bir döngüde ilerlediği bir yer vardı. Herkesin bir amacı olduğu, bazılarının tarlada, bazılarının çarşıda, bazılarının ise evde çalıştığı bu köyde zaman, işlerin bitişine göre değil, belirli kuralların, ritüellerin devamına göre geçerdi. Akşam ezanı da bu kuralların en dikkatle beklenen ve saygı duyulanlarından biriydi.

O gün, bir koyun kesme zamanıydı. Herkesin bildiği üzere, koyun kesmek köyde bir yoksuldan bir misafire, dostlardan sevdiklere sunulacak en değerli hediyelerden biriydi. Ancak, koyun kesilmeden önce bir detay vardı ki, o da bu işin ezan sonrası yapılmasının doğru olup olmadığıydı.

İşte bu sabah, hikayemizin kahramanlarından İsmail, koyun kesmek için hazırlandığı sırada bu meseleyi, yaşadığı köydeki komşularından birine sordu. Akşam ezanına sayılı dakikalar kalmıştı. Koyunun kesilmesi gerektiğini bildiği için sabırsızlanıyordu; fakat bir yandan da dini hassasiyetler hakkında duyduğu bazı endişeler vardı.

**İsmail'in Stratejik Kararı**

İsmail, her zaman işlerin en verimli şekilde yapılmasını isteyen bir adamdı. Onun için her şeyin bir zamanı ve düzeni vardı. Akşam ezanından önce koyun kesmenin yanlış olacağını duymuştu, ancak o kadar da emin değildi. Bu yüzden, ilk olarak köyün en yaşlı adamı, Hakkı Dede'nin yanına gitti.

Hakkı Dede, köyün bilge kişisiydi ve hiçbir konu hakkında hızla karar vermezdi. Onun tavsiyeleri, çoğu zaman uzun sohbetlerin sonunda şekillenir, adeta bir strateji gibi kurallara otururdu. İsmail, hızla sorusunu yöneltti:

"Akşam ezanından sonra koyun kesmek caiz midir, Dede?"

Hakkı Dede, gözlüklerini yerinden düzeltirken derin bir nefes aldı ve gözleri bir anda çok uzaklara daldı. Sonra yavaşça konuşmaya başladı:

"İsmail, koyun kesmek bir zorunluluksa, şartlar ne olursa olsun, zamanında yapılmalıdır. Ancak bir dinin içindeki en önemli mesele, doğru zamanı doğru kullanmaktır. Akşam ezanı sonrası bir süre beklemek, önce Allah'a dua etmek gerekir. Yani ne yaparsan yap, ilk önce kalbini doğru hizaya getireceksin."

Hakkı Dede'nin sözleri, İsmail'in kafasında bir ışık yaktı. Bu işin yalnızca fiziksel değil, ruhsal bir boyutu olduğunu fark etti. Ancak hala bir çözüm arıyordu. Ezanı beklemek mi daha doğruydu, yoksa hayvanı kesmek için zamanı hızlandırmak mı?

**Fatma'nın Empatik Yaklaşımı**

İsmail, sorusuna henüz bir cevap bulamadan eve dönerken, karşısına Fatma çıktı. Fatma, İsmail’in karısıydı ve köydeki tüm kadınlar gibi her şeye çok duyarlıydı. İnsanların duygularına, ihtiyaçlarına çok dikkat ederdi. Evinin işlerini yönetirken, aynı zamanda komşularıyla, yakınlarıyla olan ilişkilerinde de derin bir empati gösterirdi.

Fatma, İsmail’in kafasında hala bir soru işareti olduğunu fark etti. "Ne oldu, İsmail? Bir sorunun var mı?" diye sordu.

İsmail, tüm olanları Fatma'ya anlattı. Ancak Fatma, hemen çözüm odaklı bir yaklaşım yerine, İsmail’in ruh haline odaklandı. "Bazen işler kendi başına gider, bazen de biz onu zorlarız. Koyunu kesmeden önce, önce içindeki huzuru bulmalısın. Hakkı Dede'nin söyledikleri doğru. Ama senin huzurun en önemli şey. Akşam ezanını bekle, ne olursa olsun. Gönlün rahat ederse, o zaman işin daha kolay olur."

Fatma'nın yaklaşımı, İsmail’i derinden etkiledi. Çünkü Fatma, her zaman çözüm sunmak yerine, insanın ruhsal durumunun her şeyden önce geldiğini vurguluyordu. Bu, çözüm ararken unutulması kolay bir gerçektir: Duygusal ve ruhsal denge, kararların netleşmesini sağlar.

**İki Farklı Yaklaşım: Strateji ve Empati**

İsmail'in yaklaşımı çözüm odaklıydı; zamanı hızlıca kullanmak ve işleri hızla bitirmek istiyordu. Ancak Fatma'nın yaklaşımı, olayın ilişkisel yönünü, içsel huzuru ve empatiyi ön planda tutuyordu. İsmail'in kafasında hala bir kararsızlık vardı ama Fatma ona bir şey öğretmişti: Bazen doğru kararlar, sadece teknik çözüm bulmakla değil, duygusal rahatlıkla gelir.

Akşam ezanının ardından, İsmail, koyun kesmeden önce bir süre oturup dua etti. Zihnindeki karışıklıklar yavaşça kayboldu. Ezanın ardından koyun kesildi. Ancak Fatma’nın söyledikleri, sadece bir akşam ezanının ötesinde, hayatın pek çok alanında doğru yolu bulmak için hatırlatılan önemli bir ders oldu: Başarı, yalnızca stratejik düşünmekle değil, duygusal dengeyi bulmakla elde edilir.

**Sonuç ve Değerlendirme**

Köyde, akşam ezanı sonrası koyun kesmenin doğru olup olmadığı sorusu aslında çok basit bir mesele gibi gözükse de, İsmail ve Fatma'nın bu olaya yaklaşımları, sosyal dinamikleri ve içsel huzuru nasıl şekillendirdiğini gösteriyor. Erkeklerin genellikle çözüm odaklı, stratejik düşünmesi ve kadınların ise empatik, ilişkisel bir bakış açısıyla olaya yaklaşması, bu hikayede net bir şekilde ortaya çıkıyor. Bu farklı bakış açıları, aslında sadece bu hikayeyle sınırlı kalmaz; gündelik yaşamın her alanında, toplumsal ve bireysel ilişkilerde kendini gösterir.

İsmail, kendi stratejik düşünce tarzını, Fatma'nın empatik yaklaşımıyla birleştirerek en iyi sonuca ulaşmış oldu. Bu hikaye, bizim de hayatımıza bir ders bırakıyor: Kararlarımızda her zaman sadece mantığı değil, duyguyu da göz önünde bulundurmalıyız.
 
Üst